Gündem

Akit yazarı: Ayasofya’yı kapalı tutmak dine ihanet, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suç!

'Ayasofya'yı ibadete açacak bir yiğit aranıyor'

23 Mayıs 2015 19:38

Yeni Akit gazetesi yazarı Burak Karen, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasına yönelik olarak, “Ayasofya’yı kapalı tutmak, dine ihanet, ahlaka aykırılık, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suçtur” dedi.

Burak Karen’in Yeni Akit gazetesinde "Ayasofya yiğidini arıyor" başlığıyla yayımlanan (23 Mayıs 2015) yazısı şöyle:

Bir yiğit aranıyor...

Batılın, Haçlı zihniyetinin İslâm’a karşı yüzyıllardır sürdürdüğü kinin mücessem bir sembolü niteliğindeki Ayasofya’yı Fatih’in lanetine rağmen kapatan köhne düşünceye dur deyip milletin ve memleketin ruhuna vurulan prangaları parçalayarak Ayasofya’yı yeniden ibadete açacak... 

Habil ile Kabil’den beri Hilal’in haça ve ötekilerin yekûnuna karşı verdiği mücadelede haktan yana olup, maddesiyle fethedildikten sonra manasıyla iflas ettirilmiş Ayasofya’yı yeniden tekbir seslerine kavuşturacak... 

Allah’a beş vakit secde yapılan her camiye, bulunduğu yerden imrenerek, sessiz çığlıklar atıp, saray burnuna gözyaşlarını döken Ayasofya’yı eski ihtişamına kavuşturacak, beş vakit ezanıyla, namazın tekbirleriyle, duvarlarını yeniden çınlatacak bir yiğit aranıyor.

Bir yiğit aranıyor...

Kendi çocukları tarafından ruhuna kilit vurularak ihaneti görmüş olan Ayasofya’nın kilidini kıracak ve Fatih’in lanetini üzerimizden çekecek...

İngiliz işgalinde bile cami olarak açık kalan, 581 yıl cami olarak ibadet edilen, İslâm’ın şeref sembolü olan Ayasofya’nın sahte imzayla, sinsi oyunlarla müze yapılmasından beri mahzun duruşunu dert edinip fethi içine sindiremeyen ve yüzyıllardır gözlerini İstanbul’dan bir an olsun çevirmeyen, Konstantinapolis rüyasını hâlâ yaşayan ve yaşatmaya çalışanlara meydan okuyacak...

Fatih’in fetih hâtırası ve bütün Osmanlı padişahlarının, sultanlarının, büyük ilgi gösterip, imar ve hizmetini şeref bildikleri, İstanbul’un kalbi Ayasofya’yı yeniden ibadete açarak Sultan Fatih’in şahsi manevisinin ve semadaki meleklerin bizlere duasına sebep olacak bir yiğit aranıyor.

Bir yiğit aranıyor...

Aziz bir hatıra, ata yadigârı, mübarek bir müjdenin ve büyük bir özenin adı ve müminlerin hakkı olan, adı fetihle ve İstanbul’la özdeşleşmiş olan Ayasofya’yı turizmin değil, fethin sembolü, biletle değil, abdestle girilen bir camiye çevirecek...  

Fatih’in mezarında kemiklerini sızlatmamak ve vasiyetindeki bedduasına muhatap olmamak için bu mabedi ezana, namaza, müezzin ve imama, cemaatine, Kuran’a, dualara ve semaya açılan ellere kavuşturacak Ayasofya’yı cami olarak ibadete açacak...

Ona kendi ruhunu veren Müslümanları yüreğinden yaralayan, Anayasa’ya, yasalara, hukuka, hak ve hürriyetlere aykırı olarak hâlâ ibadete kapatılmanın derin hüznü içinde olan Ayasofya’yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapacak, beş yüz sene devam eden kutsi vaziyetine çevirerek ibadete açarak tarihe, ecdada ve millete karşı bir vicdan borcunu ödeyecek bir yiğit aranıyor.

Ayasofya üzerinden, bir millet mağdur, bir tarih mahkûm edilmiştir.

Ayasofya’ya kelepçe vuran zincirleri kıracak bir yiğit aranıyor...

Ayasofya’nın açılması, millete karşı bir vicdan borcudur. Millet, Fatih’in manevi şahsiyetini, fetih ruhunu rencide eden bu gereksiz, yersiz, haksız ve hukuksuz emr-i vakiden biran evvel dönülmesini istiyor.

Bir yiğit aranıyor...

Papa ve onun ruhani evlatlarına en güzel cevabı bu millet, bu medeniyet, bu tarih için sembolik değeri çok yüksek bir İslam mabedi olan Ayasofya’yı açarak verecek...

Cami kimliği askıya alınmış, arafta müphem bir bekleyişte olan Ayasofya’yı mahzun kaderinden kurtarılarak ibadete açacak...

Ayasofya’nın camiden çıkarılmasıyla fetih hakkı/kılıç hakkını askıya alan, gelirlerini gasp eden, Fatih’e, fethe ve milletin hukukuna saygısızlık şenaati işleyenlere karşı dik durup Ayasofya’yı yeniden ibadete kazandıracak bir yiğit aranıyor.

Evet, Ayasofya yiğidini arıyor.

Ayasofya açılmalıdır. Ayasofya’nın ibadete açılması belaları def eder. Hem de öylesine açılmalı ki, halkın özlemleri, hasretleri ve beklentileri, kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlamalıdır.

Ayasofya’nın açılması, ışığa susamış şerefelerinin hakikatin aydınlığına ve sesine kavuşturulması, umudun uzayan gün ışığı altın mahyalarla donatılması bir zaruret haline gelmiştir.

Çamlıca’ya dünyanın en güzel, en büyük camisini dikseniz bile Ayasofya’nın beş vakit namazsız, Kur’an’sız kalmasının vebalini gidermez.

Ayasofya’da secdeye varacak her alın, İstanbul’un yeniden fethine tanıklık eder. Bu, milletimizin yeniden dirilişi olur. Yeniden bin yıllık tarihini ayağa kaldırma olur. Yeniden kendi olmayı başarır.

Salibin ağırlığından kurtarılıp hilâlin kanatlarıyla kendisine gök kubbe yolu açılan Ayasofya, Resulullah’ın (sav) müjdesinin mührüdür. Ayasofya’dan yükselecek Allah-u Ekber nidaları İslam düşmanlarının kalbine saplanacak bir hançer olacağı gibi, İslam dünyasının gönlünde açacak bir gül olacaktır.

Milleti yüreğinden yaralayan Ayasofya, fethin mührü, Müslüman kimliğimizin vurgusu olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesi olan Ayasofya, dış dünyaya, Hıristiyan âlemine karşı, mevcut düzene karşı bir “bayrak”tır.

Ayasofya camidir, bizimdir, İslâm’ındır...

Burası bir kilittir, mutlaka açılmalıdır. Açılan bu kapının millete vereceği moral, ümmete katacağı heyecan, hiçbir rakamla ve istatistik bilgiyle ölçülemez. Ayasofya’nın tekrar camiye dönüşmesi, bağımsızlık fermanımızdır, yeniden inkişafımızdır, dirilişimizdir.

Ne zaman Ayasofya ibadete açılırsa, İstanbul’un tapusu gerçek manada yeniden geri kazanılmış olur. Esaretin son kırıntılarını da temizlemiş oluruz.

Ayasofya’yı kapalı tutmak, dine ihanet, ahlaka aykırılık, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suçtur.