Gündem

Agos: Dink ve Santoro cinayetleri ile Zirve katliamı gözaltına alınan polislere sorulacak mı?

Agos'un başyazısında emniyete yönelik 'paralel operasyon' var

25 Temmuz 2014 17:20

Agos gazetesinin bu haftaki başyazısında, 100’ü aşkın emniyet görevlisinin gözaltına alındığı “paralel operasyon” için, “Bu kişilere Dink ve Rahip Santoro cinayetleri ile Zirve Katliamına ilişkin soru sorulacak mı? Dahası, söz konusu cürümlerle ilgili soruşturmalar devletin bütün kademelerinin işbirliğini ortaya çıkaracak şekilde genişletilecek mi?” sorusu yer aldı.

Agos’ta “Operasyonların gör dediği hakikat” başlığıyla yayımlanan (25 Temmuz 2014) başyazı şöyle:

 

Operasyonların gör dediği hakikat

 

Agos'un bu haftaki başyazısında AK Parti ve Cemaat arasındaki kavga ile 'sahur operasyonu' var: "Devletin, Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayetleri ile Zirve Katliamı suçlarıyla ilgili her kesimiyle topyekun sorumluluğu ifşa edilmediği sürece, operasyon ve davalar sadece siyasi koz olarak okunmaya mahkûm. Bizler biliyoruz ki, bu kargaşada hakikatin güme gitmesi tehlikesi var."

Geçen hafta, “Bu dava ‘paralel’e sığmaz” manşetiyle, Agos’un kurucusu, genel yayın yönetmeni Hrant Dink’e yönelik cinayetin, AK Parti iktidarı ile Gülen cemaati arasındaki 10 yıllık ortaklığın bozulduğu bu çatışma ortamında, ihale edilmeye çalışılan kesimle sınırlı kalamayacağını, devletin her kesiminin ve dahi iktidarın bu cinayette pay sahibi olduğunu yazmıştık.

Takvimler 22 Temmuz Salı’ya girilen geceyarısından hemen sonraki saatleri gösterirken ‘sahur operasyonu’ olarak adlandırılan ve Gülen cemaatine yakın emniyet mensuplarının adreslerine düzenlenen aramalar sonrası 102 kişi gözaltına alındı.

Bir kısmı 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında doğrudan görev alan polislerin "evrakta sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal, suç uydurma, soruşturmanın gizliliğini ihlal, konut dokunulmazlığını ihlal, delil üretmek, sahte isimle yasadışı dinleme" gibi iddialarla suçlandığı gelen bilgiler arasında. Yine bu emniyet mensupları arasında Hrant Dink cinayeti döneminde istihbarat dahil en önemli birimlerin başında bulunan kişilerin bulunması akla bir dizi soruyu getiriyor.

Bu kişilere Dink ve Rahip Santoro cinayetleri ile Zirve Katliamına ilişkin soru sorulacak mı? Dahası, söz konusu cürümlerle ilgili soruşturmalar devletin bütün kademelerinin işbirliğini ortaya çıkaracak şekilde genişletilecek mi?

Apaçık bir siyasi saikle yürütülen ve iktidarın Gülen cemaatine yönelik rövanşı olarak tanımlanan operasyonların bugüne kadar besbelli zımni bir uzlaşıyla karanlığa mahkûm bırakılan bu cinayet ve katliam davalarını ne derece aydınlatacağı, önümüzdeki dönemin en belirleyici meselelerinden biri olacak.

Devletin, bu suçlarda, ilgili her kesimiyle topyekun sorumluluğu ifşa edilmediği sürece, operasyon ve davalar sadece siyasi koz olarak okunmaya mahkûm. Bizler biliyoruz ki, bu kargaşada hakikatin güme gitmesi tehlikesi var.

Adaletin tecellisi için, bu hakikatin ikrarının takipçisi olacağız.