Gündem

15 yaşında cezaevinde dövülerek öldürülen Onur Önal'ın davasında kimseye ceza yok!

Ailenin avukatı: Türkiye’de hâlâ cezaevlerinde çocuklar, taciz ve tecavüzlere maruz kalıyor

26 Eylül 2017 09:22

İstanbul Maltepe Cezaevi'nde tutukluyken 27 Eylül 2014'te 15 yaşındaki Onur Önal'ın dövülerek öldürüldüğü cezaevinin müdürü beraat etti. Davada yargılanan diğer sanıklar da 'Bir daha suç işlemeyeceklerine kanaat getirildiği nedeniyle hapis yatmayacak.

TBMM İnsan Hakları Adalet Müfettişi Mehmet Çağlar’, olayla ilgili olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunduğu raporda Müfettiş, ‘müdür sorumlu’ demişti.

Cumhuriyet'ten Hilal Köse'nin haberine göre, Maltepe Cezaevi’nde yatarken ağır ve sistematik şekilde darp edildiği için 27 Eylül 2014’te yaşamını yitiren 15 yaşındaki Onur Önal için adalet aranan davada, dönemin kurum müdürü Naci Yıldız, ikinci müdür Suat Karhan, baş memur Hamza Bal ve altı infaz koruma memuru için dün karar açıklandı. İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklardan Hasan Köklen ve Hamza Bal ile şikâyetçi anne Nurcan Önal ve ağabey Özkan Önal katıldı. Davayı karara bağlayan mahkeme yargıcı, “görevi ihmal”den yargılanan müdür Naci Yıldız, infaz koruma memurları Serkan Atalar, Naci Mutlu, Fatih Atmaca ve Hamza Bal’ın, yüklenen suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi.

‘Davranış indirimi’

İkinci müdür Suat Karhan, infaz koruma memurları Hasan Köklen, Mehmet Önal, Deniz Şahin ise aynı suçtan 3’er ay hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıç, sanıkların geçmişini, sosyal ilişkilerini, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını, cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkisini dikkate alarak, cezayı takdiren 2’şer ay 15’er güne indirdi. Sanıkların sabıkasının olmamasını da dikkate alan yargıç, ‘cezalarının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekinecekleri yönünde mahkemede olumlu kanaat oluştuğundan’ cezaları erteledi. Sanıklar, hakkında bir yıl denetim süresi belirledi.

'Teşvik edici karar'

Ailenin avukatı Gülizar Tuncer, karara itiraz edeceklerini söyleyerek, “Türkiye’de hâlâ cezaevlerinde çocuklar, taciz ve tecavüzlere maruz kalıyor. Yaşam hakları ihlal ediliyor. Bunun en temel nedenlerinden biri devletin ve cezaevi idaresinin sorumluluklarının gereğini yerine getirmemeleri. Diğeri de yargı organlarının bu tür olaylarla ilgili açılan soruşturma ve davalarda mağdurlardan yana değil de kamu görevini yürüten cezaevi görevlilerinden yana tavır almasıdır. Bu davada bir kez daha gördük ki bütün suç, suça sürüklenen iki çocuğa yüklenerek cezaevi idaresi ve devlet aklanmıştır. Mahkeme, olayda birinci derecede sorumluluğu olan, ölüme sebebiyet vermekten yargılanmaları gereken sanıklara, görevi ihmalden verdiği cezayı bile iyi hal indirimleriyle asgari sınıra indirip ertelemiştir. Bu kararlar caydırıcı olmadığı gibi bu suçları teşvik edici niteliktedir. Bu kararlar verildiği müddetçe daha çok çocuk ölümleri yaşanacaktır ” diye konuşu.

Müfettiş, 'müdür sorumlu' demişti

TBMM İnsan Hakları Adalet Müfettişi Mehmet Çağlar’ın, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunduğu yazıda, Onur Önal’a iki gün boyunca uygulanan şiddet, detaylarıyla yer almıştı. Naci Yıldız’ın sorumluluğu ise şöyle anlatılmıştı: “Tanık beyanlarına göre bölümlerde güçlü çocukların diğerlerine hükümranlık kurduğu, bu oluşumların idare tarafından tespit edilerek önlem alınmadığı, gelişen olaylarda kısmen de olsa duyarsız kalındığı, bu nedenle kurum müdürü Naci Yıldız’ın ihmali bulunduğu, kuruma tam olarak nüfuz edemeyerek yönetimde zafiyet gösterdiği anlaşılmıştır. Elde edilen deliller çerçevesinde kurumun esenliği ile yapılan soruşturmanın selameti ve daha sağlıklı yapılabilmesi amacıyla, olayda ihmali ve kayıtsızlıkları bulunduğuna dair kuvvetli emare bulunan kurum müdürü Naci Yılmaz ile infaz koruma memurları Hamza Bal, Mehmet Ünal, Naci Umutlu, Hasan Köklen ve Deniz Şahin haklarında görev yerlerinin değiştirilmesine karar verilmesi arz olunur.”

Annesi cenazeye bile gelememişti

Onur Önal, 20 Mayıs 2014’te tutuklandı. 30 Ağustos’ta koğuş bahçesinde Simit adlı oyun bahane edilerek, darp edildi. Oyunda en çok darbe alan oydu. Kendinden büyük koğuş arkadaşları, Onur’un kafasını, pencere korkuluklarına, duvara vururken, kameralar kayıttaydı. Onur, 31 Ağustos’ta mescitte, kameraların görmediği kör noktada yine dövüldü. Dava dosyasındaki görüntülerde, Onur’un kör noktaya geçtiği an yok. Saat 18.22’yi gösterdiğinde Onur, baygınlık geçirdi. Cezaevine, revire götürüldükten saatler sonra gece 1 Eylül’de, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Sara nöbeti geçirdiği söylendiği için ilk muayenede, hastane kayıtlarına epilepsi hastası olarak geçti. Beyin kanaması nedeniyle yoğun bakıma alındı. Komada, 27 Eylül’de yaşamını yitirdi. Adli Tıp raporunda, ölümün, künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve gelişen koplikasyonları sonucu meydana geldiği tespit edildi. O sırada cezaevinde olan annesine oğlunun durumu bildirilmedi. Anne, çocuğunun cenazesine bile katılamadı. Onur’un maruz kaldığı şiddet, kameralar tarafından pek çok kez kaydedildi. Ancak, cezaevi idaresi, Onur’u ölüme götüren darp zincirine müdahale etmedi. Onur’u ölümüne dövmekle yargılanan sanıklardan Can Boz’a 10 yıl 10 ay, Mehmet Özdemir’e ise 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, suç tarihinde yaşları 18’den küçük olan iki sanığa, ‘iyi hal’ indirimi uyguladı. Dosya hâlâ Yargıtay’da.