Bayramda İstanbul'dan çıkamayanlar için 15 kaçış noktası

22 Haziran 2017 14:19

115

İstanbul'a 100 km uzaklıkta. Kumsalı, koyları, kayalıkları ve orman ile iç içe görüntüsü ile Ağva, şehirden gelenlerin kendilerine pozitif enerji yükledikleri bir enerji noktası haline gelmiştir. Kilim Koyu, Gelin Kayası, Saklı Göl, Ağva da görülmesi gereken yerler... İstanbul'a sadece 1 saat uzaklıkta olan Ağva, küçük otelleri, muhteşem doğası ile iyi bir seçim.

215

İstanbul’dan yola çıkıp 1,5 saat sonra Sapanca Gölü’nde haşmetli ağaçların, kuş cıvıltılarının ve özgürce koşuşturan kazların arasında olmak nasıl fikir? Üstelik civardaki tesislerde SPA masajı ve rahatlatıcı banyolarla bahar yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Bu rotada öğlen gölün çevresinde sakin bir yürüyüş, kıyıdaki tesislerde öğle yemeği, ardından hamak keyfi sizi bekliyor. Yolunuzu biraz daha uzatıp Maşukiye’ye vardığınıza da pişman olmayacaksınız. Çünkü ucu bucağı görünmeyen ormanları ve tomurcuklanan kiraz ağaçlarını herkes sever. Hatta oksijene hala doymadıysanız Kirazlı Yaylası ve Kuzu Yaylası da çevrede görebileceğiniz yerler arasında.

315

Anadolu Feneri'nde ne kararsızlık yaşarsınız, ne de koşturmanız gerekir. Çünkü yapılacaklar bellidir. Küçük meydanda önce kısa bir tur atılır, sonra Yoros Kalesi'ne tırmanılır. 1190'da Cenevizlilerin yaptırdığı kalede, manzaraya bakınca "Her adımıma değdi" diyeceksiniz. Anadolu Feneri İstanbul'a yarım saat uzaklıkta Karadeniz'in hırçın dalgalarının eskitemediği küçük bir köy. Anadolu Feneri de özellikle bahar ve yaz aylarında haftasonu dinlence ve piknik keyfi için uygun yerlerden birisidir. Karadeniz kıyısına inildiğinde doğa ve manzara güzel, piknik imkanı için ideal. Anadolu Feneri dalgakıranı içerisinde yer alan balık restoranlarında da deniz ürünleri keyfini çıkarmak mümkündür.

415

İstanbul’un hengamesinden bir buçuk saat uzaktaki Kandıra, Kocaeli’nin tersine henüz sanayileşmediği için bu listede yerini buldu. Çam ormanlarıyla çevrili ilçede telaşa yer yok. Çünkü burada zaman yavaş akıyor. Önce Kandıra’nın meşhur yoğurdunu tadın sonra sahilleriyle ünlü, Cebeci, Bağırganlı, Kefken, Kumcağız veya Kerpe’ye uzanın. Şirin balıkçı tekneleri, mangalda balık keyfi ve bol oksijen buralarda sizi bekliyor. İlçenin bir diğer görülesi yeri Karadeniz’in tek yerleşim olan adası Kefken Adası. Burada kale surları, sarnıç kalıntıları ve deniz feneri muhakkak gezilmeli. Adını civardaki kayaların renginden alan Kefken Pembe Kayalar’a uğradığınızda, bu kayaların İstanbul’a getirilip Sultanahmet Camisi dahil birçok camide kullanıldığını da unutmayın.

515

Yakın zamanda popüler beach club’ları ve lüks villalarıyla “Eyvah” dedirtse de, İstanbulluların Sarıyer’deki kapı komşusu Kilyos’a baharda bir şans verin. Çünkü malum yaz partileri henüz başlamadı ve Karadeniz’in en tehlikeli denizi Kilyos henüz akına uğramadı. Adının Rumca kum anlamına gelen “Kilya”dan veya güzel boğaz anlamına gelen “Killa”dan türediği varsayılan beldede, Cenevizlilerin yaptırdığı ve Sultan II. Mahmut’un restore ettirdiği Kilyos Kalesi görülmeye değer. Köyün eski evlerinin arasından tepeye ulaştığınızda karşınıza çıkan panoramik manzara da büyüleyici. Kilyos’ta bugüne ulaşabilen üç su terazisi, iki taş iskele, kayıkhane ve İstanbul’un Fethi anısına 1453'te dikildiği söylenen büyük çınar ağacı da ziyaret edilebilir.

615

İstanbul’a iki saat uzaklıktaki bir başka bahar adresi Kırklareli’ne bağlı Kıyıköy. Pabuç ve Kazan ırmakları arasında yüksek bir tepeye kurulu bu sahil kasabasına heyecan verici bir yoldan, Bizans kalıntılarından geçerek giriliyor. Beldede iki katlı ahşap evlerle çevrili sokaklardan sahile uzanıp, balıkçı barınaklarını ve eskiden korsanlar tarafından kullanılan mağaraları keşfedebilirsiniz. Pabuçdere ile Kazandere’de sandal sefasından sonra “Sadece keyif olmaz” diyorsanız, buyurun kültür turuna. Bizans Dönemi’ne ait kaleye ve beldenin güneybatısında yer alan Aya Nikola Manastırı’na geçin. Kapadokya’daki kaya kiliselerini andıran manastırda aradığınızı bulacaksınız.

715

Sakarya’nın Karasu ilçesindeki Yenimahalle, Acarlar Longozu ve Taraklı Kasabası, iki günlük bir bahar rotası. Yenimahalle, Sakarya’nın Karadeniz’e döküldüğü yerde, eski Türk filmlerinden fırlamış bir kasabayı andırıyor. Buradaki balık lokantalarını hafızaya kaydetmemek imkansız. Diğer durağınız Türkiye’nin ikinci büyük su basar ormanı Acarlar Longozu, nesli tükenmek üzere olan bitki ve hayvanların ev sahibi. Bu yüzden de korumaya alınmış. Ağaçlarla çevrili gölü, adım başı su menekşeleri ve nilüferler süslüyor. Sakarya’nın güneydoğu ucundaki Taraklı da bu planın nihai hedefi. Betona yenilmemiş kasabada Osmanlı’dan kalma tarihi evlerin, Arnavut kaldırımı dar sokakların arasında zaman birkaç yüzyıl geriden geliyor.

815

Marmara Denizi’nin ortasında Kapıdağ Yarımadası’nın uzantısındaki adalar grubundan biri Avşa Adası. İstanbul’dan deniz otobüsüyle 2 saat 45 dakikada bambaşka bir yerdesiniz. Bu güzergahı havalar iyice ısındığında seçmekte fayda var. Aksi halde dantel gibi koylara, altın renkli kumsallara içiniz gidebilir. Adanın eski yerleşim yerlerinde Rum ve Bizans etkisini görebileceğiniz turlar için istikamet Yiğitler, Türkeli ve Manastır mevkileri. Çiftlik’teki kiremit mezarları ve Aziz Georgios Manastırı da görülmesi gereken yerler arasında. Avşa, üzüm bağlarıyla ünlü ve halk arasında Şarap Adası diye anılıyor. O yüzden adanın şaraplarını tatmadan dönmeyin.

915

Şöhreti büyük. Hakkında “Trakya’nın incisi” deniyor. Kırklareli’ne bağlı İğneada, denizi, gölleri, longoz ormanları ve saklı dereleriyle ününü hak ediyor. Bir hafta sonu İğneada Longoz Ormanları’na giderseniz kendinize büyük bir iyilik yapmış olacaksınız. O yüzden su geçirmeyen botlarınızı giyin, rehberli turlardan birini seçin. Çünkü adını bile bilmediğiniz ağaçlar ve kuşlar sizi bekliyor. İğneada elbette bu kadar değil. Altın tozlu uzun kumsalını keşfettikten sonra, Limanköy’deki 148 yaşındaki deniz fenerini, organik ballarıyla ünlü Beğendik Köyü’nü gezin. Vaktiniz kaldıysa civardaki göllere uzanın. Çünkü Erikli, Mert, Hamam, Pedina, Saka, Sülüklü ve Ramana gölleri yabani hayvanların ve kuşların doğal evleri.

1015

Beykoz’un şirin sahil köyü Riva, İstanbul’a yarım saat uzaklıkta bahara “Hoş geldin” diyebileceğiniz günübirlik rotalardan. Denizi ve kumsalı epey davetkar görünse de, bu mevsimde en iyisi Riva Deresi’ne yollanın. Burada balık tutup piknik yapın veya tekneyle sazlıkların arasında süzülün. Hatta motor sporlarına uygun arazi sayesinde, civarı ATV’lerle de keşfedebilirsiniz. Karadeniz’den gelecek saldırılara göğsünü siper eden ve Bizanslılardan kaldığı varsayılan Riva Kalesi, güneşi batırmak için mükemmel nokta. Akşam Karadeniz balıklarıyla süslü sofranızdan kalkarken bu geziden pişman olmayacaksınız.

1115

Baharda Gidilecek Yerler' listelerinde Anadolu Kavağı – Anadolu Feneri hattındaki orta durak. Yılların değiştiremediği balıkçı köyü Poyrazköy, Boğaz'dan Karadeniz'e çıkışta en güzel manzaraya sahip olan bölgelerden birinde. Uzun yıllar askeri bölge olması nedeniyle dokusunu fazla yitirmemiş bir sahili var. Restoranları ve manzarası nedeniyle tercih edilebilir. Coğrafi olarak Karadeniz ve Marmara'nın kesiştiği son nokta olması burayı özel kılıyor.

1215

Şile doğru zamanda gidildiğinde insana keyif veren bir yer. Yaz aylarında özellikle haftasonu uzak durmakta fayda var... Çünkü günü birlik Şile'ye giden onbinlerce İstanbullu oluyor. Ama baharda deniz mevsimi henüz açılmamışken harika. Baharda plajların sakinliği insanı mest ediyor. 29 yıl önce köyün öğretmeni Osman Yardımcı'nın keşfettiği, ilk Hıristiyanların hapsedildiği mağara, sırf dev sarkıtları için bile görülmeye değer. Civardaki bir diğer durak ise kumu romatizmal hastalıklara iyi gelen Kumbaba. Bizans döneminden beri şifa arayanların uğradığı Kumbaba, manzara ve deniz meraklılarının da ortak adresi.

1315

Polenezköy, yeşilliklerin binbir tonunun hakim olduğu doğası, kır restoranları, butik otelleriyle tam bir cennet... Polonyalı siyasi sürgünlerin 1800'lerde kurduğu Polonezköy, Anadolu Yakası’nda Beykoz’un kalbinde yer alıyor. Burası baharda renk cümbüşüne dönerken, sadece kahvaltı etmek için bile gelinebilir. Zira şehrin en iyi sofraları burada kuruluyor. Ama elbette Polonezköy’de kahvaltıdan fazlası var. Mesela Zofia Teyze’nin Hatıra Evi’nde eski fotoğraflara dalıp köyün tarihini öğrenebilirsiniz. Burasının nasıl Polonya Köyü’ne dönüştüğünü anlamak için, yıl boyunca pek çok aktivitenin, serginin ev sahibi Kültür Evi de iyi bir kaynak sunacak. Hemen önündeki ağaç oyma heykel sergisi ve 1914'te yapılan Czestochowalı Meryem Ana Kilisesi de mini kültür turunuz için bire bir.

1415

Beykoz’un şirin sahil köyü Riva, İstanbul’a yarım saat uzaklıkta bahara “Hoş geldin” diyebileceğiniz günübirlik rotalardan. Denizi ve kumsalı epey davetkar görünse de, bu mevsimde en iyisi Riva Deresi’ne yollanın. Burada balık tutup piknik yapın veya tekneyle sazlıkların arasında süzülün. Hatta motor sporlarına uygun arazi sayesinde, civarı ATV’lerle de keşfedebilirsiniz. Karadeniz’den gelecek saldırılara göğsünü siper eden ve Bizanslılardan kaldığı varsayılan Riva Kalesi, güneşi batırmak için mükemmel nokta. Akşam Karadeniz balıklarıyla süslü sofranızdan kalkarken bu geziden pişman olmayacaksınız.

1515

Şehre yakın, en kolay tatil kaçamağı Adalar’da yapılır. İstanbul’un dokuz adasından en bilinen dörtlüsünde (Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada) sizi erguvanlar ve mor salkımlar karşılar. Bizans döneminde saray mensupları sürgün edildiği için “Prens Adaları” diye anılan Adalar’ın ortak özelliği, yemyeşil piknik alanları, muhteşem yalıları ve plajlarıdır. Bunların dışında elbette her birinde gezeceğiniz pek çok yer bulunur. Büyükada, yılda sadece iki gün açılan Aya Yorgi Kilisesi, dünyanın en büyük ahşap binası olduğu söylenen Rum Yetimhanesi, Reşat Nuri Güntekin’in evi ve 2. Abdülhamit’in yaptırdığı Hamidiye Camisi ile ilgiyi hak eder. Heybeliada Sanatoryumu, İsmet İnönü Köşkü, Deniz Lisesi, Ruhban Okulu, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi de Heybeliada’da gezilecek yerler arasındadır. Sirakyan İkiz Evleri, Hristos Manastırı ve Kilisesi, Rum Ortodoks Panayia Kilisesi de Kınalıada’ya gidecek herkesin mutlaka görmesi gereken yerler. Burgazada’da ise Aghios İoannes Prodromos (Aya Yani) Kilisesi, Christos (Metamorfosis) Manastırı ve Sait Faik Abasıyanık Müzesi’ni görmeden dönmeyin.