rakar@t24.com.tr
Arkadaşına Gönder
Diğer Yazıları
Tüm Yazarlar
|
KORKU
17.06.2010
1990 yılının bu vakitleriydi. Bir anne yorgun, oğlunu ilk kez kucağına aldı. İçini kaplayan sevinç ve hiç tatmadığı o coşkuyla oğluna bakakaldı.
Demek ki evlat sahibi olmak böyle bir şeydi. Böyle bir duyguydu. Mutluluktu.
Hastane faslı çabuk bitti. Evlerine döndüler.
Oğlu için pek güzel bir bebek odası hazırlamışlardı. Biraz masraflı olmuştu ama değmişti.
Oğullarını ihtimamla yatağıyla tanıştırdılar. Loğusa şerbetleri kaynatıldı. Akrabalar gelip onu kucaklarına aldıklarında anne ve baba kaygıyla birbirine baktı. Ya mikrop kaparsa diye oğullarını sakındı.
Hele hele onu öpenler vardı ki ne dense yeriydi.
Anası oğlunu emzirmeye, babası mesai saatlerini iple çekmeye başladı.
Uyurken onu seyrediyorlardı. O yumuk gözler ve minik yumrukları baktıkça ne borç, ne geçim kaygısı, ne de işsizlik kaygısı yaşıyorlardı.
Babası oğluna meftundu. Evdeki yaşanan tek gerilim oğullarını kimi yıkayacağı, ya da tülbentle kurulamak varken neden havlu kullanıldığıydı.
He o geceler yok mu? Hani ağladığı, hani anasının emzirdiği, hani babasının ayakta beklediği o geceler..
Anası emzirirken öylesine dikkat kesiliyordu ki boynu tutuluyordu. Babası gazını çıkarırken uyanmasın diye nefesini tutuyordu.
Daha geleli saatler olmuştu ama şimdiden anasının “bir tanesi”, babasının “her şeyi” oluvermişti.
Adını dedesinin hatırına Yaşar koymuşlardı.
Yaşar mutluluğun resmiydi.
Yaşar yaşama sevinciydi.
Geceler uzamıştı. Kimi zaman gaz sancıları tuttuğunda ana ve babası kalkıyor ve o uyuyuncaya kadar başucunda bekliyordu.
Hele kakasını yapamadığında babasının elinde kulak pamuğu zeytinyağına batırıp o kılı kırk yaran operasyonları vardı ki anası gülmekten konuşamıyordu.
O geceler boyunca bir yandan oğullarını izliyor, bir yandan da televizyon seyrediyorlardı.
Tarih 12 Hazirandı.
Mardin’in Yeşilyurt köylülerine dışkı yediren Binbaşı 2.5 ay hapse mahkum olmuştu.
Ananın midesi bulandı. Sadece gülümseyerek, “oğlumun olsa acaba” diye babasına baktı.
Babası da gülümsedi. Haberi unuttular.
Tarih 16 Hazirandı.
Televizyonlar Güneydoğu’da yaşanan iki çatışmada bir asteğmen ve 6 erin şehit olduğu haberini veriyordu.
Evlere düşen ateşin acısını yüreklerinde hissettiler.
Bir ananın o derinlerden gelen “oğğğluummmmmmmmm” deyişine içlendiler.
Baba hemen kanalı değiştirdi. Oğlunun doğmasından bu yana iç burkan, hele hele işin içinde evlatların olduğu haberleri izleyemez hale gelmişti.
Anasının gözlerindeki iki damla yaşı gördü. Havayı dağıtmak için “oğlanın altına baktın mı” dedi.
Anası hem oğlunun bezini açtı hem de konuşmaya başladı.
“Bir gün gelecek bizimki de askere gidecek” deyiverdi. Sonra korkuyla babasına baktı.
Babanın içi ürperdi. “Amaaaan o zamana kadar bu işi çözerler, daha 20 yıl var. Senin de aklına neler geliyor” diye dalgasını geçti.
Aradan 20 yıl geçti.
Bir gün kapı çaldı.
Emekli baba evdeydi. Kapıyı açtı.
Kapıda bir subay ve elinde bir zarf vardı.
Yaşar yaşayamamış, yaşatılamamış, şehit olmuştu.
Anası, o derinlerden gelen “oğğğluummmmmmmmm”çığlığı ile yere yıkıldı.
Televizyonlardan o anı oğlunu emziren bir ana seyretti.
Tarih 2010 yılının haziran ayıydı.
Daha oğlunun askere gitmesine 20 yıl vardı.
|
|
|
|
|
|
OKUR YORUMLARI |
Tüm Yorumlar(8)
|
|
iktidarda olan zevatlar askerimizin pkk namussuzlarına yenilmeleri için adeda dua ediyorlar her şehit haberlerinde içten içe seviniyorlar katillere ağlayan alçaklar o katilleri masummuş gibi görterenler onların şiirlerini okuyup allaha havale ettiğinitelevizyonlardan haykırıyorlar heeyyyyy alçaklarrrrr bizlerde sizleri allaha havale ediyoruz masumları katledib katilleri koruduğunız için.ç.tokgezen
|
|
Online Ziyaretçi 23.07.2010/10:13 |
|
bizim oğlanda bu senene gidecek..
kerim sallancı
|
|
Online Ziyaretçi 20.07.2010/23:16 |
|
yıl..1970 lerdi....tam bağımsız ülke sevdası ile okuyorlar,çalışıyorlar,didiniyorlardı...elbette ülkenin kaynaklarını elin yabanına kaptırmayacaklardı..o yüzden ülkenin dağına ,taşına,ormanına ,suya sahip çıkmanın koruyup kollamanın sevdasındaydılar..
bazı insanlar bizlerin haberi olmadan adı milli olan istihbaratın parasını yabancının ödemesinde sakınca görmemişti..o gençler ülkenin topraklarında petrol kuyularının millileştirilmesi alevleri ile yanıp tutuştular,bir birlerine destek verdiler...emekçiler evlerine bir ekmek daha fazla nasıl götürebilirin düşünü, kavgasına girdiler...oysa bazı yetkililer ülkenin eğitimini yabancılara teslim etmekte sakınca görmediler...ülkede yabancı üslere,tesis diyerek destek olmakta beis görmediler...o gençlerin bazıları örgütlenme,sendikalaşma, hak,emek gibi sözcüklerle ülkenin ürettiği milli gelirden hakkına düşeni emekçiler adına talep etmeye başladı...ve bazı kişiler yurt dışında çeşitli seyahatlerle egemenliğin devri için çeşitli antlaşmalara imza atmaya başladı..sadece ülkenin devri değil..fırat ve dicle suları, ve üzerindeki barajları,kolları uluslar arası bir komisyonun yönetimine olur verildi...ve o gençlerden üçü tam bağımsız türkiye diyerek idam sehbasına yürüdü....sahi.... bu olanlar ne idi....hepsi yalanmıydı .... ve onların kavgaları bir oyunmuydu...bu topraklar o gençlerine sahip çıkmayı becerebilecek mi...ya tam bağımsız türkiye sevdası...artık öyle bir sevdamız yalandan bile olsa yok mu...bu kadar mı çürüdük...artık serbest piyasanın metalarına dönüşen yürek ve beyinlerle o gençleri anlayabilmek,hayret etmemek,yüreklerindeki ateşi görmemek....fiyaklı reziller olmak...bu utaç bile bize yeter..
|
|
Online Ziyaretçi 13.07.2010/17:08 |
|
Şu kirli savaş için her söz söylendi.
Her soru soruldu.
Her soruya muhatapları tarafından hangi cevapların verildiği ya da verilmediği üzerinde her nedense pek durulmadı.
1. 12 Eylül sürecinde özellikle Diyarbakır Cezaevinde yaşanan olaylarla ilgili olarak, yetkili muhataplar cevap verdiler mi? (Vali, bölgenin sıkıyönetim komutanı, cezaevinde görev yapan subaylar vb.)
2. Köylülere pislik yediren yüzbaşı ve onun komutanları kendilerini nasıl savundu?
3. O yıllarda; bütün askeri okullarda okutulan kitaplarda "kürt yoktur, kart kurt vardır!!!" ifadesi, muhatapları tarafından hala savunuluyor mu?
4. Özellikle 1990-2000 yılları arasında, bölgede yaşanan her faili meçhul cinayetin failleri halk tarafından biliniyor. Bunun hala niçin inkar edilmeye çalışıldığı üzerinde neden ciddi bir çalışma yapılamıyor? Medya, bazı olayların üzerine gitmekten niçin korkuyor?
5. Bütün bunlara sebep olan idoloji taraftar buluyor. meclise girebiliyor. Medya, bu idolojiyi yıpratmaya yönelik yazı oluşturmada neden imtina gösteriyor?
Haaa!
Zamanında denmişti...
Türk anaları daha çok Mehmet doğurur!
İşte bütün mesele bu...
|
|
Online Ziyaretçi 10.07.2010/21:53 |
|
Ayda bir yazi yazmasaniz da okurlarinizi magdur etmeseniz olmaz mi?
|
|
Online Ziyaretçi 07.07.2010/12:16 |
|
Bu yazıya ağlasak mı,isyan mı etsek.İsyan etsek kendimizi kirli savaşın içerisinde buluruz.Ağlasak,göz yaşımız kurumaz.Ne yapmalı-Ne etmeli bu kirli savaşın altına kütük koymalı ki,her iki taraf da ortadan kalksın.Ama bu da mümkün değil.Çünkü Savaş tek merkezden değil tahmin edemeyeceğimiz merkezlerden düğmeye basılıyor.Ve tabii ki olan da masumiyetini ölerek kanıtlayan masum insanlarımıza oluyor(!)Bu düşüncem her iki tarafta hiçyoktan ölenler içindir.Düşman doğrup düşmana(!)karşı masum insanların katli,hiçkimse kusura bakmasın ne vatan ne de yeni bir Kürt Devleti içindir.Çünkü,depolarda biriken silahlar çürüyüp-atıl olması için yapılmadı ki.Yenisini üretmek,üretimi devam ettirmek için varsa yoksa düşman doğurup halkı birbirine düşürmekten geçer,silah tüketimi.Eğer bu doğru olmasa,sahi neden bütün holdingler yılsonu bilançosunu yayınlıyor da,silah holdingleri yayınlamıyor?Ve neden silah+ilaç tacirleri dünyada aldı başını gidiyor?
|
|
Online Ziyaretçi 18.06.2010/19:44 |
|
günce onları dinleyenmi var?askerlik yan gelip yatma yeri değildir diyenimi sorarsın,yada şehit ailelerinin haburdaki görkemli törenle karşılanan teröristleri protesto edişlerindeki reva görülen baskılarımı sorarsın,yerlerde sürüklenen babalarımı sorarsın,evet her yerde var bu ana babalardan,ama gören yok.onların çocukları yanlarında,ALLAH daha iyi etsin,hepsi ticarette başarılı,herkesin çocuğunu onlar düşünecek değil ya,
|
|
Online Ziyaretçi 18.06.2010/00:43 |
|
Hep merak etmisimdir: Cocuklari ölüyor. "Sehit oldu, vatan sagolsun" diyorlar analari babalari. "Cocugum neden öldü, kimin icin öldü, nereden cikti bu savas?" diyen ana babalar neredeler? Mutlaka vardirlar ama neredeler?
Günceden
|
|
Online Ziyaretçi 17.06.2010/17:49 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| GAZETELER |
|
|
AKŞAM
BUGÜN
CUMHURİYET
HABER TÜRK
HÜRRİYET
MİLLİYET
POSTA
REFERANS
SABAH
STAR
TARAF
VAKİT
VATAN
YENİ ŞAFAK
ZAMAN
|
|